Haftalık EKONOMİ ANALİZİ

Haftalık EKONOMİ ANALİZİ

Bu çalışma, 2020 yılını değerlendirmek ve 2021 yılı ile ilgili bazı öngörülerde bulunmak amacı ile hazırlanmıştır.

A+A-

 

 

2020 Yılına Bakış: Geçtiğimiz yıl küresel bazda hem ekonomi hem de siyaset tarihine geçen çalkantılarla dolu bir yıl oldu. Elbette geride bıraktığımız yılın enönemli konusu, dünya çapında 80 milyonun üzerinde kişiye bulaşan ve resmi rakamlara göre 1.800.000'e yakın kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Covid-19 virüsünün yol açtığı pandemi oldu.

Salgın sadece bir yıl içinde, başka hiçbir neden bağlı olmaksızın 1929 çöküşü sonrasında 1930'larda yaşanan Büyük Buhran’dan bu yana en kötü ekonomik daralmanın yaşanmasına neden oldu. Birçok ülke genelinde karantinalara gidildi, piyasalar kapandı. Borsalar Mart ayında tarihinin en hızlı negatif trendi ile karşılaştı ve rekor seviyede kayıplara sahne oldu. Örneğin ABD’nin öncü borsası S&P 500 sadece 23 günde tarihi zirvelerinden %34 bazında değer kaybederek adeta yere çakıldı. Bununla birlikte piyasa aynı rekor hızla bu negatif trendden çıktı ve Ağustos'ta yeni zirvelere ulaştı ve bu sadece dört ay sürdü. Elbette “V tipi” adı verilen bu çıkışın ardında Kasım ayında yapılacak olan başkanlık seçimlerini kaybetmek istemeyen ama yine de kaybeden ABD Başkanı Trump’ın müthiş çabaları vardı.

Bu süreçte panik yapmadan ellerindeki finansal varlıklarına tutup koruyan yatırımcılar, hisse senedi piyasası tarihinin en iyi getirilerini elde ettiler. Teknoloji hisseleri yatırımcıları adeta şoka uğrattı: Şubat rakamlarından Mart ayındaki diplere kadar %30 değer kaybetmenin ardından, NASDAQ 100 Endeksi 9 ayda %85’e yakın yükseliş kaydetti.

Bu bağlamda küresel çapta dünyanın en değerli hissesenedi, SP%500'e katıldığı 21 Aralık 2020 itibarıyla TESLA hissesi oldu.

Petrol Piyasası Tarihi Dibini Gördü: Mart ayındabaşlayan otomobilleri ve uçakları çalıştırmayan kısıtlamalar, aynı zamanda daha önce hiç yaşanmayan ve pek çok  kişinin asla ihtimal vermediği bir şeye neden oldu: Bu süreçte “Petrol Vadeli İşlemleri” 0 Doların altına indi. 20 Nisan2020'de, fiyatı -40 Dolara geriledi.Ancak sonrasında, inanılmaz bir şekilde, petrol bir sonraki günde aniden varil başına 10 doların üzerine sıçrama yaptı ve Haziran 2020'de 40, yıl sonunda ise 45 Doların üzerini gördü. 

Bu hızlı çöküşe hem ülkelerin hükümetleri hem Avrupa Birliği Merkez Bankası (ECB) hem de ABD Merkez Bankası (FED) kayıtsız kalmadılar.  Hükümetler ve FED seri şekilde ekonomilerin çökmesini engellemek amacıyla teşvik paketleri çıkarmaya başladılar. FED ‘in bilançosu 2008 çöküşünden bu yana yapılan tüm teşvikleri de içeren 4,41 trilyon Dolardan, 31 Aralık 2020 itibariyle 8,158Trilyon Dolar seviyelerine ulaştı. Yani FED son birkaç ayda ABD ekonomisine 11 yılda yaptığı kadar para pompaladı ve 150 yıllık tarihinin en büyük bilançosuna ulaştı.

Halen hükümetlerin mali yardımlarıyla birlikte, FED ek parasal gevşeme için ABD tahvilleri satın almaya devam ediyor. Küresel ekonominin öncüsü konumundaki FED, ABD tam istihdama kavuşana dek ekonomiye ucuz para akıtmaya ve faiz oranlarını sıfıra yakın tutmaya devam edeceklerini taahhüt etti. Diğer bir deyişle, teşvikin ucunu açık bıraktı.

2020 yılının en önemli olaylarından biri de kuşkusuz AB ile İngiltere arasında yılan hikayesine dönen Brexit konusunun anlaşma ile çözümlenmesi oldu. Yıl içinde devam eden ve zaman zaman da çıkmaza giren müzakereler sonucunda AB ile İngilterearasında “Serbest Ticaret Anlaşması” imzalandı.

Ülkemizde Durum: Türkiye de elbette pandemidenkötü etkilendi. Ciddi bir disiplinle sağlanmaya çalışılan büyüme ve finansal sistem de bundan nasibini aldı. 2020 yılına 5,94 seviyeleri ile başlayan Dolar /TL kuru üstelik de yıl içinde 8,55’i test ettikten sonra hükümetin ve TCMB’nin başarılı hamleleriyle yılı 7.44 seviyelerinden kapattı. Euro/ TL kuru da 6,62 seviyesinden başladığı 2020 yılını yıl içinde 10,046 seviyesini test ettikten sonra 9,12 seviyesinden kapattı.

2020 yılı başında politika faizini %12’den %11.25’e indirmiş olan TCMB, yıl içinde 8.25 oranlarına kadar geri çektikten sonra yılın son toplantısında politika faiz oranını %17 olarak belirledi. Böylece, geçen yılbaşı ile kıyaslandığında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında 575 baz puanlık artış yaşanmış oldu. Üstelik yabancı sermaye de TCMB’nin bu krizden çıkış politikasını destekledi. Örneğin, merkezi Almanya’da bulunan ve Deutschebank’dan sonra Avrupa’nın en büyük ikinci bankası konumunda olan Commerzbank raporunda TCMB’nin son faiz artırımını ‘cesaret verici’ olarak nitelendirdi.

Borsa İstanbul için de 2020 tarihi bir yıl oldu. Küresel bazdaki pandemi krizinden o da negatif etkilendi. Yaz başında endeksten iki sıfır atılmasıyla atağa kalkması beklenen BİST 100 endeksi hemen olmasada gecikmeli olarak yükselişe geçti.

BIST 100 endeksi yılın son iki ayında yaklaşık yüzde 33 yükselerek analistlerin önemli direnç seviyesi olduğunu belirttiği dolar bazlı 200 sent seviyesini test etti. Banka ve holding hisselerindeki yükseliş eğiliminde yabancı kurumsal yatırımcının talep artışı önemli rol oynadı.

BIST 100 endeksi bu gelişmelerle birlikte yıllık bazda yüzde 29,06 getiriyle 1.476,72 puandan kapanırken, küresel pay piyasaları arasında en iyi getiriyi sağlayan borsalardan biri olmayı başardı.

Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi dışındaki hisseler bu dönemde yüzde 124,7 getiri sağlarken analistler, getiri arayışındaki küçük yatırımcıların söz konusu performansta etkili olduğunu ifade ettiler.

Sektör endeksleri arasında yıllık bazda kağıt, orman, basım yüzde 168,6'lık getiriyle en çok kazandıran, bankacılık endeksi yüzde 2,74 düşüşle en fazla kaybettiren endeks oldu.

En fazla değer kazanan hisse yüzde 851,9 ile “Gübre Fabrikaları” olurken, en çok kaybettiren yüzde 21,6 ile “Tav Havalimanları” oldu.

Geçtiğimiz yıl ülkemizde en çok kazandıran finansal varlık, “Gram Gümüş” – Gümüş/TL- oldu: Yıla 3,53 TL’den başlayan gram gümüş %178’lik kazanım ile yılı 6,29 TL. ’den kapatırken, “Gram Altın”- Altın /TL- de 292 TL. ‘den başladığı 2020 yılını % 55’lik kazanımla 455TL.’den kapattı.

Öte yandan, 2020 yılının en inanılmaz olaylarındanbirini yaşayan Bitcoin, bu hafta sonunda da yeni rekorlar kırdı ve yıl başından bu yana % 350lik bir yükseliş kaydederek 9.367 Dolar ile başladığı yılı 32.704 Dolar ile tamamladı.

Geçtiğimiz yılın sonunda gerçekleşen ama ekonomimizin bundan sonrasına damgasını vuracak en önemli olay, Türkiye ile İngiltere arasında Brexit sonrası gerçekleşen Serbest Ticaret Anlaşması oldu. Konuya ilişkin açıklama yapan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın açıklamaları şöyledir:

- Anlaşma olmasaydı AB’den artık ayrılmış olan İngiltere ile ticaret yapamayacağımızdan ötürü 2,4 Milyar Dolar civarında zarar oluşacaktı.

- Bu anlaşma taraflar için yeni ve çok özel bir kilometre taşıdır.

- Bu anlaşma ile Gümrük Birliği’nin 25 yıllık kazanımları korunacak.

Video konferans aracılığıyla yapılan imza töreninde Birleşik Krallık Ticaret Bakanı Truss’ın açıklamaları:

- Çok daha iddialı bir anlaşmaya hazırlık olacaktır bu anlaşma.

- Tüm sektörlerde çok daha hızlı bir şekilde yol alınacağına inanıyorum.

- İlişkilerimizin potansiyeli Türkiye’nin ve İngiltere’nin global hizmet sağlayıcısı olduğu düşünüldüğünde çok yüksek olacaktır.

- Beyaz eşya dışında tarım ürünlerinde tüketicilerin düzgün fiyattan iyi ürün alması sağlanacaktır.

2021 Yılı Öngörüleri: Geçtiğimiz yıl gibi bu yıl da Covid-19 ile mücadele konusu küresel bazda gündemin ilk maddesi olmaya aday gözükmektedir. 

Aşılar etkinliklerini kanıtlarsa ve hem küresel hem de yerel bazda ekonomiler normalleşmeye başlarsa, kısıtlamalar süresince en büyük zarar gören sektörlerin ciddi kazanımlar elde etmesi mümkün görülmektedir: Enerji, Seyahat, Gayrimenkul, Finans ve Kamu Hizmetlerinin yatırımcıların teknoloji hisselerinden çıkıp kendilerine yönelmesiyle birlikte en büyük kazanımlar için ideal pozisyonda olacağı değerlendirilmektedir.

Küresel ekonominin iyileşmesi için üretim ve tüketimin pandemi öncesi seviyelere gelmesi gerekmektedir. Elbette bu durum biraz da zamana ihtiyaç duymaktadır. Burada özellikle üretimlerin devamı demek günlük petrol tüketiminin de artması demektir. Bu nedenle vaka sayısındaki azalma, aşının faydası, kısıtlamalardaki gevşeme gibi gelişmeler fiyatlardaki değişimde en önemli etken olarak takip edilecektir.

Brent petrolde 50$ önemli taban olarak izlenirken 53$ üzerindeki tutunma ise yeniden boğa piyasasına / yükseliş trendine giriş anlamında en yakın direnç bölgesi olarak görülmektedir.

Piyasaların düzelmesi ile en yüksek artışı gerçekleştirecek finansal varlıkların başında “Gümüş” gelecektir. Zira gerek elektrikli araç gerekse bir numaralı alternatif enerji haline gelen güneş enerjisi için üretilen güneş panelleri bakımından bu emtia vazgeçilmez hammadde niteliğindedir.

Altın Tarihi Zirvesi Geçti: Piyasalardaki düzelme, risk iştahının artması anlamına gelmektedir ki bu durum Dolar Endeksini 88 seviyelerine hatta daha da aşağıya çekecektir.

Dolarda yaşanacak bir düşüş, altına yükseliş trendinde hız kazanmak için gerekli temel motivasyonu sağlayabilir.

Bunun gerçekleşmesi durumunda, Ons Altın Ağustos 2020 zirvesinden beri devam eden düşüş kanalından kurtulmayı başaracaktır. Hatırlanacağı üzere Ons  Altın 2020’de müthiş bir performans göstermiş ve Ağustos ayında 2011'den bu yana ilk kez yeni bir tarihi zirveye ulaşarak, 2.000 dolar seviyesini aşmıştı. Ons Altın 2020 yılı başından bu yana yaklaşık %21 yükseldi, ancak yeni tarihi zirvesine ulaşana dek %36 değer kazanmıştı.

 

Kriz Senaryosuna Dönüş Olasılığı: Son bir aydır piyasalarda aşıların virüse karşı yetersiz kalacağısöylentileri artmaktadır. Bunun yanında sayıları aslında çok az olan mutasyon hadisesini büyütüppiyasalarda endişe oluşturmak istendiği gözlemlenmektedir. Zira Covid -19 da buna benzerhaberlerle başlamıştı. 2020 yılının Ocak- Mart ayları arasında o haberler piyasalarda yayılmış ve Mart ayından itibaren piyasalarda çöküş başlamış ve Nisan ayında da dip yapmıştı. Benzeri bir senaryonun önümüzdeki dönemde de yaşanabilme olasılığından endişe edilmektedir. 

 

Eğer yukarıdaki negatif senaryo gerçekleşirse önce korku endeksi- VIX- artış kaydedecek ve ardından “Bakır” ve “Petrol” önceliğinde küresel piyasalarda ve bizde de çok önemli düşüşler olabilecektir.

Böyle bir durum ekonomik açıdan çok zor bir süreçten geçen AB’de bazı üye ülkeleri çökme tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilecektir.

 

Bununla birlikte bizim borsamız BİST’in yine de bundan en az etkilenecek borsalardan biri olması söz konusu olabilir. Çünkü zaten yeterince ucuzdur ve yabancı yatırımcı da zaten %50’nin altındadır. Ama elbette yüksek faiz ve enflasyon BİST açısından da ciddi bir fren mekanizması teşkil edecektir.

 

Fakat yine de sektörel bazda BIST 100’de ciddi avantaj teşkil edecek tahtalar olacaktır. Örneğin bankalardan kredi bulmakta zorluk çeken firmalar biraz daha fazla faiz ödeyerek finansal kiralama şirketlerine yönelecek ve finansal kiralama şirketlerinin BİST’teki hisseleri prim yapabilecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.