Haftalık Ekonomi Analizi(23-29 Mart 2020)

Haftalık Ekonomi Analizi(23-29 Mart 2020)

Haftalık Ekonomi Analizi(23-29 Mart 2020)

A+A-

 

Bu çalışma, Covid-19 virüsünün küresel çapta etkilerini ve buna ilişkin alınan tedbirler ile ülkemize ilişkin yansımalarını ele almak ve kısa-orta vadeli bir projeksiyon yapmak amacı ile hazırlanmıştır.

A-) Küresel Piyasalarda Durum: Covid-19 virüsünün gözle görülür bir tehdit haline gelmesi, ilk kez görüldüğü Çin’den başta İran ve İtalya olmak üzere tüm dünya geneline yayılmasıyla başladı. Dünya’nın üretim merkezi konumundaki Çin’de ekonomi adeta durma noktasına geldi ve Çin’de üretilen malların diğer ülkelere tedarik zincirinde gerçekleşecek aksamaların küresel çapta çok etkili olacağı ortaya çıktı ve ardından da başta ABD, Almanya ve bizde BİST de dahil olmak üzere tüm ülke borsaları inişe geçtiler. Buna bir de 5-6 Mart 2020 tarihlerinde yapılan OPEC+ toplantısında uzlaşma yerine S. Arabistan - Rusya arasındaki çatışma ile petrol fiyatlarının çok hızlı geri çekilmesi de eklenince “Korku Endeksi” olarak tanımlanan ve 30’un üzeri kriz göstergesi olan VİX endeksi 85 seviyelerini gördü. Küresel piyasalar büyük bir çöküş yaşadılar, ABD başta olmak üzere 10 yıllık tahvillere tam anlamıyla hücum oldu. Güvenli liman olarak gösterilen ons altın da 1690’lardan 1459 seviyelerine kadar geriledi.

Tüm bu gelişmeler bağlamında merkez bankaları başta olmak üzere ülkelerin ekonomi yönetimleri hızla harekete geçerek kriz yönetimi uygulamaya başladılar.

DSÖ’nün virüsü küresel salgın olarak ilan etmesinden beri ABD Merkez Bankası FED piyasalardaki panik havasını dağıtmak ve küresel birresesyonu önlemek amacıyla birden fazla parasal genişleme kararı aldı. Bunların ilki 3 Mart tarihinde piyasaların hiç beklemediği acil bir olağanüstü toplantı sonucu verilen 50 baz puan faiz indirimi kararı idi. İndirimin 50 baz puan olması bile FED’inve elbette ABD Başkanı Trump’ın tedirginlik düzeyinin ne denli yüksek olduğunu gösteriyordu. Bu karar sonrası ilk aşamada piyasalar beklenilen tepkiyi vermiş ve borsalarda fiyatlar yükselmişti. Ancak bundan umutlanarak arka arkaya parasal genişleme yönünde FED’in ve diğer merkez bankalarının aldığı kararlar ise tam ters etki yaparak piyasalardaki panik havasını artırdı. Olaylar hızla negatife döndü ve FEDgeçen hafta önümüzdeki bir aylık dönem için piyasaya 5 trilyon doların üzerinde fon sağlayacağını ilan etti. Buna ilaveten 15 Mart Pazar gecesi daha piyasalar henüz açılmışken FED yine beklenmedik bir hamleyle hedef faiz oranını sıfıra çektiğini açıkladı. FED’in bu kadar büyük miktarda faiz indirimine gitmesi ve piyasalara likit enjeksiyonu bile piyasalarda toparlanmayı sağlayamadı. Süreç içinde negatif etkiler gözle görülür hale gelmeye başladı:ABD haftalık işsizlik maaş başvuruları, geçen hafta 220 bin kişi beklenirken 281 bin kişi ile beklentilerin üzerinde artış kaydederek, Eylül 2017’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. 

Bunun yanı sıra, Almanya IFO İş Dünyası Güven Endeksi de 87,7 seviyesine geriledi ki bu rakam seviye olarak 2009 krizinden beri en düşük rakam. Almanya Ekonomi Araştırma Enstitüsü (IFO), Almanya ekonomisinin bu yıl olumlu senaryoya göre %1,5 daralmasını ve olumsuz senaryoya göre ise %6 oranında daralmasını tahmin ediyor. Başbakan Merkel virüsü 2.dünya savaşından beri en büyük zorluk olarak tanımladı. Otomotiv sektörünün öncüsü konumunda olan Almanya’da birçok otomobil firması virüs nedeniyle üretimlerine ara vermek zorunda kaldı.

Öte yandan Merkel hükümetinin, hükümet borçlanmasında sınırsız artış yapmayı değerlendirdiğine yönelik haberler, desteklerin süreceğine işaret ediyor. İngiltere Merkez Bankası, 26 Mart’taki toplantısını beklemeyerek gösterge faizini 15 baz puan düşürerek %0,10’a indirdi ve varlık alımlarını 200 milyar sterlin artışla 645 milyar sterline çıkardı. Güney Afrika Merkez Bankası, politika faiz oranını %6,25’ten %5,25 seviyesine çekti. Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu FİTCH, küresel büyüme tahminini %2,5’ten %1,3’e çekti ve küresel resesyonun söz konusu olduğunu açıkladı.

B-) Ülkemizde Durum: Türkiye küresel piyasalardaki bu kaygı algısından fazlasıyla etkilendi. CDS puanımız son altı ayda % 60, son 1 ayda ise % 121 artarak 586 puanı buldu ki bu rakam dünyada Arjantin, Venezuela, Ukrayna ve Pakistan’dan sonraki en yüksek rakamdır.  

USD/TL: Bu durum, dünya genelinde rezvr para birimi olarak görülen ABD dolarına talebi arttırdığı gibi ülkemizde de kurun yükselmesine neden olmaktadır. Ancak her ne kadar Kur aybaşında 6.08 TL seviyesinden bu hafta kapanış itibarıyla 6.56 TL seviyesine çıkmış olsa da orta-uzun vadede Türk lirası gelişmiş ülke merkez bankalarının aldığı kararlardan pozitif etkilenecektir. Zira, gelişmiş ülke merkez bankaları genişlemeci yönde adımlar atmamış olsaydı TCMB’nin geçen hafta başında sürpriz bir şekilde toplantı gününden iki gün önce yaptığı 100 baz puan faiz indiriminden sonra Türk lirasının çok daha hızlı değer kaybetmesi ve bu durumda Dolar/TL kurunun 6.70 TL seviyesini aşması söz konusu olabilecekti.

Avantaj ve Dezavantajlarımız: Türkiye’de de Dünya’da da önümüzdeki dönemde ciddi değişimler yaşanacağı kuşkusuzdur. Virüs Çin’in son on yılda gerçekleştirdiği ekonomik büyümesine darbe vurmuştur. Bu bağlamda, üretim ve ticaret potansiyelinin bir kısmının diğer gelişmekte olan ülkelere kayması muhtemeldir. Bundan en fazla yaralanabilecek ülkelerden biri de Türkiye’dir. Çin, en fazla ihracat yapan ülke konumundadır. Bilgisayar ve elektronik ekipmanları dışında dünyanın en büyük tekstil ihracatçısıdır. En büyük rakibi konumundaki ABD’ye yaptığı tekstil ihracatı bile 50 milyar doların üzerindedir. Türkiye Çin’in sahip olduğu tekstil ihracatı pazarından pay alabilecektir. Çin’in ihracat ortağı olan 215 ülke alternatif pazar arayışına girecektir. Özellikle giyim ve diğer sanayi ürünlerinin yanı sıra ilaç sanayiinde bile ülkemizin avantaj yakalama olasılığının hiç de azımsanamayacak bir seviyede olduğu düşünülmektedir.

Öte yandan ülkemizde ithalatta bir daralma söz konusu olacaktır. Ancak bu daralma yurtiçinde üretimi teşvik edebilir ve buradan negatif değil pozitif etki doğabilir. Türkiye toplam ithalatının yüzde 8’ini Çin’den yapmaktadır ve bu yaklaşık 18 milyar dolar gibi bir rakama tekabül etmektedir. Bunlar arasında seramikten halıya, örme eşyaya, giyime kadar birçok ürün yer almaktadır. Diğertaraftan, Çin’den yaptığımız elektrikli makine ve cihaz ithalatının dünya içerisindeki payı yüzde 22 seviyelerinde bulunuyor. Makine ve teçhizat açısından olmasa da birçok ürünün ithalatının alternatif pazarlara yönelmesi veya Türkiye’de üretimine odaklanılması uzun vadede üretim açısından olumlu sonuçlar doğurabilecektir.

 

Euro Bölgesi ve Avrupa Birliği’nin tamamında bu yıl büyüme oranının sıfırın altına düşmesi ve resesyonyaşanması beklenmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin, en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nden etkilenmemesi pek mümkün değildir. Avrupa Birliği toplam ihracatımızda 85 milyar dolar ile ilk sıralarda yer almaktadır ve ihracatımızın yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Sanayisinde ciddi bir daralma yaşayacak olan Avrupa Birliği’nden Türkiye’de negatif etkilenecektir.

Öte yandan petrol fiyatlarının düşmesi de Türkiye için bir avantajdır. Cari açığımızın en önemli nedeni enerji fiyatlarıdır. Dolar/TL kurundaki geri çekilme gerçekleştiğinde bunun oluşturacağı rahatlamanın iç piyasada hissedileceği düşünülmektedir.

Bunun yanı sıra belirsizlik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de üretim ve tüketim davranışlarına yansıyacak, daha yeni yeni canlanmaya başlayan kredi piyasası olumsuz yönde etkilenecektir. Bu bağlamda TCMB’nin aldığı 100 baz puan faiz indirimi kararının küresel resesyon endişeleri dikkate alınarak karara bağlandığı düşünülmektedir. Buna rağmen bu yıl için ülkemize ilişkin olarak beklenen % 5’lik büyüme oranı, diğer dünya ülkeleriyle beraber riske girmiş durumdadır.

Yüksek Risk İçeren Faktör: Güvenlik

Türkiye’de yaşanmakta olan virüs kaynaklı kriz ortamının ürettiği stres ve buna ilaveten 586 seviyesindeki CDS puanının oldukça ciddi bir güvenlik riski ürettiği değerlendirilmektedir. Örneğin, Gezi olaylarının yaşanmasından 20 gün kadar önce ülkemizin risk primi CDS 131 puan iken, Gezi döneminde 184 puanı test etmiştir. 2008’de yaşanan ekonomik kriz sürecinde de 900 seviyesine yaklaşmıştır. Yani CDS puanının yükselmesi demek ekonomideki krizin fiyatlanmasının yanında aynızamanda bir takım toplumsal ve/veya siyasal olayların da habercisi anlamına gelmektedir.

Bunun yanı sıra, içinde yaşanılan süreçte İngiltere, İspanya, İtalya gibi bazı Avrupa ülkelerinde bazı toplumsal olayların olduğu, dükkânlarınyağmalanmaya çalışıldığı şeklinde olaylar baş göstermekte ve tedbir için askeri birliklerden destek alınmaktadır. Bizim inancımız ve kültürümüz nedeniyle bu tip olayların gerçekleşmesi olasılığı düşük olmakla birlikte yine de bu tarz olaylara karşı özel hazırlık yapılmasında fayda görülmektedir.Burada bilhassa vurgulanması gereken husus şu dur ki ilaç fabrikalarının, ilaç depolarının ve hastanelerin güvenlik altına alınması, kamu yararına olacaktır.

Döviz ve Yabancı Yatırımcıların Geçen Hafta Türkiye Piyasalarındaki İşlemleri:

TCMB tarafından haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 13 Mart haftasında yurt dışı yerleşik yatırımcılar 201,5 milyon dolar hisse senedi ve 632,2 milyon dolar Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) satışı gerçekleştirdi. Böylelikle yabancıların pay piyasasında satış serisi 8 haftaya ulaşırken DİBS tarafında 6 hafta oldu. Geçtiğimiz hafta küresel piyasalarda petrol fiyatlarındaki sert düşüşün negatif etkisi ve devam eden virüs salgınına ilişkin endişeler ile sert dalgalanmalar yaşandı. BİST100 Endeksi 6-13 Mart tarihleri arasında %12,77 değer kaybetti. 2 yıllık gösterge tahvil faizi ise 36 Baz puan arttı.

Borsadaki yabancı takas oranına bakıldığında, hisse senedi piyasasında yabancıların payı 13 Mart itibariyle % 60,5 olurken önceki haftada da bu oran % 60,8 seviyesindeydi. 2019 yılı kapanışında % 60,9 olan yabancı payı 1 sene öncesinde ise % 65 seviyesinde yer almaktaydı. 

Yukarıdaki verilerden de görüldüğü gibi borsamızdan ciddi miktarda bir yabancı çıkışı söz konusu değildir. Bu durum, yabancıların Türkiye ekonomisinin çabuk toparlanacağına ilişkin inançlarını ve BİST’e olan güvenlerini göstermektedir.  

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.