CUMA SOHBETLERİ İsmail Büyükyıldırım

CUMA SOHBETLERİ İsmail Büyükyıldırım

İNSAN VE EVRENDEKİ AKILALMAZ DÜZEN

A+A-

 

    İnsanların içerisinde bulundukları dünya hayatı imtihanında,onları hayatın bilinmeyenlerini ve bilinmesi gerekenlerini ilim ve hidayet yoluyla aydınlığa çıkarmak üzere, hayatın kullanım kılavuzları olarak Yaratıcının planlayıp insana iletmiş olduğuKur’ân, her yönüyle mucizedir. Kuran, ilk insanın yaratılışından itibaren çeşitli tarih kesitlerinde yaşanan ve örnek olaylar olarak sunulan kıssalardan bahsetmesiyle, daha önce bilinmeyen birçok meseleyi açıklamasıyla, her dönemdeki insanların ihtiyaçlarına cevap vermesiyle,Tabiatınyaratılışında,ondaki düzenin ve dengenin nasıl planlandığı konusunu açıklamasıyla, ve daha birçok özelliğiyle bu mu’cizevî yönünü bizlere göstermektedir.

   Kuran ayetleri sözlü ve sözsüz olmak üzere iki kısma ayrılabilir. Sözlü ayetler Kur’ânı Kerîm gibi yüce Allah’ın okunan konuşma metinleridir. Sözsüz ayetler ise Allah’ın varlığını  tekliğini ve gücünü kainatta gösteren müthiş bir planlama ve dengeyle yaratılmış olan tüm varlıklardır. Kurandaki bahsedilen  yaratılma şekilleri ve mevcut durumdaki hallerinin bizi hayretlere düşürdüğü varlıkdünyasındaki ayetlere Kevnî (Kozmolojik) ayetler diyoruz.İnsanoğlu bir çeşit okuma biçimi olan “tefekkür(olayların neden ve niçinler ini etraflıca düşünme)yoluyla bu olağanüstü yaratılışı düşünüp hayatını da daha anlamlı bir hale getirme imkanına sahip olabilmektedir.Bunun örneği de Kuranda Hz.İbrahim kıssasında bir gencin aklını kullanarak tabiattaki varlıkların  durumlarından hareketle nasıl Tevhidi(Allahın zatında ve fiillerindeki alternatifsizliği)düşünceye varabildiğidir.Bu kıssanın bize örnek olarak verilişindeki amaç,aynen bizim şartlarımızda doğup,bizim benzerimiz olan bir kapasiteyle hayatını devam ettiren bu insanın, doğruya erişmedeki gayretini örnek alıp hayatımızı anlamlandırmamızdır. Bugün bizlerin bilgiye ulaşma imkanının o insanlara göre kıyaslanmayacak kadar fazla olduğuna göre ,bize büyük bir nimet olarak sunulan aklımızı kullanarak bu evren içerisinde yaşananların Yüce bir Kudrete muhtaç olduğu gerçeğine ulaşabilmemiz daha kolaydır.Bu gerçeğe ulaşıp kulluk bilincimizi geliştirmek için olması gereken tek şey, bizi bundan alıkoyacak şeytani çeldiricilere dur “la(hayır)” diyebilmektir.Bunun için “kelime-i tevhit”te ilk kelime “La”dır.Hayatımızdaki olmaması gerekenlere “hayır” diyemeden,reddedemeden,olması gereken gerçeklere ulaşamayız.Çünkü bu olumsuzluklar bizim gerçeği düşünmemizde sürekli engeldirler.İnsanın gerçeğe ulaşmadaki en önemli engeli hayatı tek boyutlu düşünmesidir.Bunun içinde kendisince olması gereken, bu hayatta kendisini mutlu edecek gayelere göre yaşamaktır.Daha çok para daha çok mal.mülk,kariyer ve eğlence bu tek boyutlu düşüncenin temelidir.Kevni ayetleri düşünüp ders çıkarmamızın bir nedenide bu hayatın tek boyutlu olmadığı gerçeğini anlamamızdır.Nasıl ki tabiatta sonbahar ve kış şartlarında bir ölüm meydana gelip bahar aylarında yeniden canlanıyorsa veya nasıl ki insan geceleyin uykuya dalarak yarı ölümü yaşadıktan sonra yeniden hayatına devam edebiliyorsa bu hayatın sonunda da yeni bir yaşam kaçınılmaz olacaktır.Bu yeni yaşamın şartlarının belirleyen husus ise elbette ki bir önceki hayatı yaşama biçimimiz olmalıdır.Ne kadar Rabbin belirlediği sınırlara ve olması gerekene göre bu hayatı yaşamışsak ,bu yaşantı yeni hayatın referansı olacaktır. Nasılki bir çiftçi “nasıl olsa Allah büyük her şeye gücü yeter” deyip tarlasını sürmez ve tohumunu ekmezse, ne kadar yağmur yağsa da ,kar yağsa da harman zamanı bir ürün elde etmesi mümkün değildir.

   Kur’ân’ın asıl amacı, Allah’ı tüm insanlara tanıtmak ve insanları doğru yola iletmektir. Bu doğru yola çağırma sırasında Yüce Yaratıcı, yarattığı insanın aklına da hitap etmiş; onu, araştırıp doğruyu bulmaya yönlendirmiştir. Kevnî ayetler de bu amaca hizmet etmede çok önemli bir yere sahiptir. Bu ayetler insanın ruhunda Allah ve evrenle olan çok yönlü ilişkiler uyandırmaktadır.Evrendeki yaratılış ve dengeyi vurgulayan (Kevnî) ayetler, bu gün bilimin üzerinde çok titiz çalışmalarla ispat ettiği gerçekleri bundan asırlar önce bizlere sunmuş ve insanların dikkatini tabiata çevirip bunun arkasındaki asıl kudreti herkese göstermiştir. Kur’ân’dagöklerle yerin insanların ve diğer canlıların yaratılışıyla vesürekli devam eden tabiat olaylarıyla ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler insanlara  sadece kainatı anlatma onlara tabiat hakkında bilgi verme amacıyla Kur’ân’ayerleştirilmemişlerdir. Esas maksat tevhidin vurgulanmasıdır. Kainattaki nizam da tevhidin delilidir. Bu nizamdaki amaç ise,insanların asıl yaratılış gayesini unutmayıp, hem kendilerini hem de diğer tüm canlıları yaratan Allah’ın var olduğunu, O’nun eşi ve benzerinin olmadığını ve tüm kainat tan haberdar olduğunu göstermektir. Bu ayetlerden önce, sonra ya da bu ayetler arasında verilen dersler de bunu bize açıklamaktadır,Kur’ân’ı düşünerek okuyan ve etrafına dikkat kesilen insan tüm kainatın yaratılışında ve düzenli seyretmesinde bir birritmin ve uyumun olduğunun farkına varır. Cenabı Zül Celal yarattığı varlıklara çok detaylı hesaplamalarla bir yörünge yani bir sınır koyarak varlıklar arasındaki hassas dengeyi sağlamış, insanoğlundan da bu dengeyi korumasını istemiştir.İnsanoğlu bu dengeyi hor kullanarak bozmaya başladığı anda kendi kıyametini kendi elleriyle getirmeye başlayacaktır.Varlıklara konulan hassas denge insanoğlu içinde belirlenmiş ve buna “kulluk” denilmiştir. Tıpkı yaratılan varlıklardaki dengenin korunması gibi kulluktaki dengenin de korunması gerekmektedir.İnsanoğlu bu hassas dengeyi kulluğunu unutarak veya inkar ederek bozarsa kendi tercihleriyle Yaratıcının kendisine vermiş olduğu” mükemmel varlık” olma özelliğini kaybedip “en bayağı varlık” olma özelliğini kazanacaktır.Bu duruma düşme sebebi ise bu kadar delil olduğu halde aklını kullanıp sonuca gidememiş olmasıdır.

  Rabbim bizleri yaratılma nedenine göre yaşayan etrafındaki olayları düşünüp  hayatına çeki düzen veren kullarından eylesin-AMİN-

.

Bu yazı toplam 11022 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.