UMDER Başkanı: “Uyuşturucu baronlarının kellesini koparın”

UMDER Başkanı: “Uyuşturucu baronlarının kellesini koparın”

UMDER Genel Başkanı Yağanoğlu: “Uyuşturucu satan çocukların bacağını kırsanız ne olur, kırmasanız ne olur? Onların bacağını kıracağınıza uyuşturucu baronlarının kellesini koparın da Ümmet-i Muhammed rahat etsin” dedi

A+A-

Geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Okul önlerinde uyuşturucu satanların bacakların kırın, suçu da benim üstüne atın” açıklamasına Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (UMDER) Genel Başkanı Leyla Yağanoğlu’ndan cevap geldi.

“BACAKLAR UMUDA YÜRÜYEN YOL, O BACAKLARI KIRMAYALIM”

“Siz onların bacağını kıracağınıza uyuşturucu baronlarının kellesini koparın” diyen Başkan Yağanoğlu, “Bakan Bey’in ‘Bacaklarını kırın’ açıklaması oldu. Ben de, ‘Sayın Bakanım, bacaklar umuda yürüyen yol, o bacakları kırmayalım. Nerede baronlar varsa onları alın, yok edin’ dedim. Her içici potansiyel bir satıcıdır bana göre. Uyuşturucu almak için önce aileden, çevreden bir şeyler çalmaya başlıyorlar. Kızlar fuhuş, erkekler de hırsızlık yapıyor. Hırsızlık yapan çocuğun adli dosyası kabarıyor. Geçenlerde 16 yaşında 22 dosyası olan bir çocuk gelmişti. Bu yaşta suç makinesi olan çocuk, 20 yaşına gelince ne olur Allah bilir. Adli dosyalar da kabarınca hem içmeyi hem de satmayı düşünüyorlar. O çocukların bacağını kırsanız ne olur, kırmasanız ne olur? Siz onların bacağını kıracağınıza uyuşturucu baronlarının kellesini koparın da Ümmet-i Muhammet rahat etsin, analar ağlamasın” diye konuştu.

“OĞLUM DA MADDE BAĞIMLISIYDI”

UMDER’in 2014 yılında kurulduğunu ifade eden Madde Bağımlılığı Danışmanı, Yaşam ve Nefes Koçu Leyla Yağanoğlu, “Oğlum da madde bağımlısıydı. Derneğimizi, oğlum gibi madde bağımlısı olan gençleri topluma yeniden kazandırmak amacıyla kurduk” dedi.

UMDER’de yapılan faaliyetlerden de bahseden Başkan Yağanoğlu, “Çalışmalarımızı Ankara Pursaklar’da kamu kurumlarıyla birlikte yürütüyoruz. Bakanlıklar bünyesindeki çalıştaylara da görevli olarak katılıyoruz. Derneğimizde yatan hastaları ilk önce aileleriyle birlikte Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi’ne (AMATEM) götürüyoruz. AMATEM’in verdiği ilaçları bir ya da iki gün kullanıyoruz. Çünkü ne yazık ki o ilaçlar da bağımlılık yapıyor. Daha sonra bitki çayları, vitaminler, nefes seansları, meditasyon, NLP, beden dili, kitap okuma ve psikoteknik eğitimlerimizle birlikte tedavilerimize devam ediyoruz. Rehabilitasyon sürecimiz de en az 3 ay oluyor. Uzun süre kalmak isteyen kişiler de isteğe bağlı kalabiliyor.

“GÜCÜMÜZ YETTİĞİ SÜRECE BU GÖREVDE OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Ev ziyaretlerimiz oluyor. Çıkan hastalarımızın ne yaptığını takip eden ekiplerimiz de var. Yıllar önce ayrılan çocuklarımız bizi ziyaret ediyor. Onları iyi ve hayata tutunmuş olarak görmek inanılmaz duygular yaşatıyor bize. Ömrümüz ve gücümüz yettiği sürece biz bu görevde olmaya devam edeceğiz. Bir gün madde bağımlısı bir çocuğun annesi, ‘Ben her gün namaz kılıyorum. Secdeye vardığım zaman önce Allah, sonra da Leyla aklıma geliyor. Allah senden bin kere razı olsun. Oğlum sanki yeniden doğdu” demişti. Bu duaları almak gerçekten farklı bir duygu” şeklinde konuştu.

“1 OĞLUM VARDI ARTIK 600 OĞLUM VAR”

Uyuşturucu ile mücadele eden kişilere yardımcı olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yağanoğlu, şunları kaydetti: “Benim şu an yaklaşık 40 askerim, 4-5 de torunum var. 1 oğlum vardı, şimdi ise 600 oğlum var artık. Onların hayatlarına dokunmanın mutluluğu tarif edilemez. Gerçekten de anlatılmaz, yaşanır. Ben oğullarımı, civcivin yumurtadan çıkarken zorlanması, çıktıktan sonra da düşe kalka yürümeye başlamasına benzetiyorum.

“ATEŞİN TADINI, YANAN BİLİR”

Uyuşturucu ile mücadele etmek takdir edersiniz ki tercih edilecek bir durum değil. Aslında iş olarak bakmıyorum ben bu duruma, çok farklı bir şey. Gecenin 3’ünde 4’ünde madde bağımlısı birinin acısını paylaşıp ona sarılıp onunla birlikte ağlamak bana göre iş değildir. ‘Geçecek oğlum’ deyip gözyaşlarını silmek, yüreği yanan annelerin, gözündeki hüznü hissetmek gerçekten anlatılması çok zor durumlar. Hani derler ya, ‘Ateş düştüğü yeri yakar’ diye. Ateşin tadını, yanan bilir. Allah hiç kimsenin evladına, hiçbir anneye de bu acıyı yaşatmasın. Bu illet, inşallah memleketimizden bir an önce temizlenir de herkes feraha ulaşır. Bana, ‘Bu iş çok zor, nasıl yapıyorsun? Hayati riski var. Bağımlı krize girdiği zaman sana her şeyi yapabilir’ diyorlar. Ben hiçbirine itibar etmiyorum. Onların hepsi benim evladım. O çocukların edeplerini, saygılarını, efendiliklerini gelin bir de burada görün.”

“YOLU YOLUMUZ, CANI CANIMIZDIR”

Eskiden uyuşturucu bağımlısı olduğunu dile getiren Mustafa K., Leyla Yağanoğlu ile tanıştıktan sonra hayatının nasıl değiştiğini anlattı. Mustafa K., “6 sene bonzai kullandım. Artık bu işe bir ‘Dur’ demenin vakti gelmişti. Hayatımı ne kadar mahvettiğinin farkındaydım. Leyla Hanım’a beni annem getirdi. UMDER’de bir süre yattım. Bu süre zarfında Leyla Hanım bizim annemiz gibi oldu. Bize yuvasını açtı, bütün desteğini sağladı. Bizi tekrar hayata döndürmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Zaten Leyla Hanım’ın da hayattaki tek amacı budur. Kendisi, bu ülkeyi daha yaşanabilir hale getirmeyi, ülkedeki gençleri tekrar vatana ve millete hizmet edebilir hale getirmeyi gönülden amaçlamış birisidir. Hakkını ne yapsak ödeyemeyiz. Yolu yolumuz, canı canımızdır” ifadelerini kullandı.

“ARTIK TERTEMİZİM”

UMDER faaliyetlerinden son derece memnun olduğunu belirten bir diğer eski madde bağımlısı Erhan A. ise şunları söyledi: “Coğrafya öğretmeniyim. 2 sene önce eroin tedavisi için bu dernekte kalmıştım. Şu an tertemizim. Evliyim, çocuğum da var. İşlerim şu anda çok düzgün. Dernekteki faaliyetlerden de son derece memnunum. Leyla Yağanoğlu, uyuşturucu ile mücadelede elini taşın altına koymuş birisidir. Kendisine teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.